Lübnan ve Suriye Bölüm VI


Çarşamba 30 Aralık 2009

Güne Halep'te sağnak yağışla başladık. Bu yüzden ilk durağımız Halep Müzesi oldu. Müzenin küratörü Muhammed bugün için bizim rehberimizdi. Müze neredeyse Şam'daki müze kadar zengindi. Gerçekten bölgeye ait eski tarih konusunda çok şeyler öğrendik. Çok hoştu.

Yağmur durup, güneş açınca, şehrin 45 km. dışındaki Aziz Simeon Manastırı’na gitme kararı aldık.

Buraya giderken Kürt köylerinden geçtik. Bu bölgede tam 365 Kürt köyü varmış.

Manastırın tepesinden Toros Dağlarını görmek mümkün.

Bu bölge de neredeyse Avrupa havasında. Gri kayalıklar ve bol yeşillikten oluşuyor. Aziz Simeon tam 42 yıl boyunca yağmur, kar, sıcak altında, 15m. yüksekliğindeki bir sütunun üstünde yaşamış. Sonra bu sütunun etrafına kilise inşa edilmiş. Tarihi bakımdan ilginç, doğa bakımından çok hoş bir yerdi. Sarışın, yeşil gözlü dünya güzeli iki Kürt çocuğu ellerinde çiçeklerle utangaç bir şekilde kilisenin önünde bekliyorlardı.

Kardeşlerden kızın adı Fatima, erkeğin adı Ahmad'dı. Gerçekten çok güzel çocuklardı.

Sonra taş binalardan oluşan Halep'e geri döndük ve eski şehrin en tepesine Salaeddin'in oğlu tarafından inşa edilmiş muhteşem Halep Kalesi'ni, sonra eski şehir sokaklarını ve çarsılarını gezdik.

Hediyelik eşya için girdiğim bir dükkanda Ayman diye bir Ermeni çocuk benimle fazlasıyla ilgilendi. Ama sonra evli olduğumu öğrenince vazgeçti.

[...] Artık her şey, özellikle eski sokaklar ve çarşılar birbirine benzemeye başladı. [...] kafadan çatlak olduğumu düşündüğünü söyledi ki doğru. [...]Bu akşam bir Ermeni restoranında (Sisi) yemek yiyecekmişiz.

#Suriye #Ortadogu #Halep #HalepMuzesi #AzizSimeonManastiri #Toros #HalepKalesi